http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/issue/feed İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi 2019-07-08T16:07:52+03:00 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi iletisimdergisi@hbv.edu.tr Open Journal Systems <p><strong><strong>--------------------------------ÖNEMLİ DUYURU !!!--------------------------<br>Sayın üyelerimiz; <br></strong></strong></p> <p><strong><strong>2019 yılından itibaren Ulakbim-TR-Dizin kriterleri gereği, yayınlanan makalelerde yazarın ORCID Kimlik Numarasının (ORCID ID) belirtilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu nedenle, dergimize yapılan tüm başvurularda Yazar OCID Kimlik Numarasının dergi sistemimizdeki üye profili kısmındaki ilgili alana girilmesi gerekmektedir.&nbsp; Sistemde üye olan fakat ORCID Kimlik Numarasını girmemiş olan tüm kullanıcılar (özellikle değerlendirme süreci devam eden başvuru sahibi olan kullanıcılar) kullanıcı adı ve şifresiyle sisteme giriş yaptıktan sonra 'Profili Görüntüle' bağlantısına tıklayarak kullanıcı profillerindeki ilgili alana ORCID Kimlik Numarasını yazdıktan sonra profil bilgilerini kaydetmelidirler. </strong></strong></p> <p><strong><strong>ORCID Kimlik Numarası bilgisi olmayan yazılar yayınlanamayacaktır. </strong></strong></p> <p><strong>&nbsp;</strong></p> <p><strong>------------------------------------<br></strong></p> <p><strong>&nbsp;</strong></p> <p><strong>İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi'nin 48’inci (Güz-2018) sayısı 26 Haziran 2019 tarihinde yayımlanmıştır. <br><br>İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi'nin 49’uncu (Güz-2019) sayısının Aralık 2019’da yayımlanması planlanmaktadır. 15 Eylül 2019 tarihine kadar dergi yazım kurallarına uygun biçimde, dergi sistemi üzerinden yapılan makale başvuruları, 49’inci sayıda değerlendirilmek üzere işleme konacaktır. <br><br>Ancak, son gönderim tarihinden önce gönderilmiş olması bir makalenin takip eden sayıda yayınlanacağı anlamına gelmemekte olup, başvuru sayısının yoğunluğu ve değerlendirme süreçlerinin uzun sürmesi gibi nedenlerle süreci tamamlanmayan makaleler, hakem değerlendirmelerinin olumlu olması halinde, bir sonraki sayıda değerlendirilebilecektir. <br><br><br></strong></p> <p class="stil2"><strong>E-posta :</strong><a href="mailto:iletisimdergisi@gazi.edu.tr" target="_blank" rel="noopener">iletisimdergisi@hbv.edu.tr</a><br><strong>Web :</strong><a target="_blank">http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr</a><br><strong>Telefon :</strong>0(312) 546 11 50</p> http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/610 Public Relations in Public Sector 2019-06-26T10:53:02+03:00 İbrahim Sezgül sezgul@gmail.com <p>It is possible to talk about public relations in the classical sense wherever there is a relation between those ruling and those ruled. Public relations activities came to fore with the development of government and administration. The emergence of public relations activities within the context of public sector date back to the first half of the 20th century. Public relations, an advanced discipline in the United States, started to be considered as a conscious effort in the public sector as a result of the pressures of the private sector in the public sector in the 1930s. The fact that public relations activities in the modern sense in the public sector in Turkey date back to the 1960s is a widely accepted fact. Although the public relations activities in the public sector are rather common, it is hard to say that those activities are at the desired level in today’s world. This study presents an overall assessment of the public relations activities in public sector.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/601 Milli Birlik Komitesi Döneminde Basın Rejimi 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ayşe Elif Emre Kaya elifemrekaya@gmail.com Zakir Avşar zakiravsar@gmail.com <p>Bir yönetimin basın rejimi, onun demokrasiyi algılama biçimine dair önemli ipuçları sunar. Basına ilişkin yürütülen politikalar o iktidarların demokratik yapı içindeki duruşunu gösterir. 27 Mayıs askeri müdahalesi de böylesi bir sürece işaret eder. Bir önceki iktidar olan Demokrat Parti’nin yürüttüğü basın rejim deneyimi, Milli Birlik Komitesi yönetimince de iyi gözlemlenmiş ve basına yönelik düzenleyici bir politika güdülmüştür. Özellikle de geçmiş dönemlerin yıpranmış yönleri tamir edilmeye ve benzer hatalara gidilmemesi için köklü kalıcı politikalar oluşturulmaya çalışılmıştır. Yine de dönemin yönetiminin basına yönelik bu olumlu tavrı, kendi yönetimsel işleyişini aksatma hallerinde basının çeşitli yöntemlerle kontrol edilmesine engel olamamış, ağır tablolar yaratmamaya ya da kalıcı bir politikaya dönüştürmemeye gayret edilerek de olsa, yine de bir denetim kurulmaya çalışılmıştır.</p><p> Bu çalışmada, Milli Birlik Komitesi yönetiminin Kasım ayında gerçekleştirdiği seçimlerle oluşan koalisyonlar dönemine kadar geçen süreç ele alınmaktadır. Bu dönemde yönetimin nasıl bir basın politikası yürüttüğü konu edinilmiştir. Betimleyici nitelikte olan bu çalışmada, MGK döneminde yürütülen politikalara ilişkin farklı bakış açıları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu anlayış doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada görülmüştür ki, Milli Birlik Komitesi basın özgürlüğünün yerleşmesi konusunda ilerici adımlar atmış ve gazeteciliğin bir mesleğe dönüşmesi için ciddi çabalar sergilemiştir. Zaman zaman basın organları ile karşı karşıya gelseler dahi, bunların döneme etki edecek derecede, ciddi yaptırımlara dönüştürülmemesine gayret edilmiştir. </p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/598 Sosyal Medya Bağımlılığının Bir Belirleyicisi Olarak Öz Saygı: Konya Örneğinde Bir Araştırma 2019-06-26T10:53:03+03:00 Şükrü BALCI sukrubalci@selcuk.edu.tr Onur BEKİROĞLU onur.bekiroglu@omu.edu.tr Sinem YELES KARAMAN sinemyeleskaraman@gmail.com <p><strong>Öz</strong></p>Sosyal medya ve sosyal ağ siteleri, günümüz dünyasında insanların zihin ve eylem dünyasında neredeyse vazgeçilmez bir statüde bulunan iletişim ve kitle iletişimi ortamları olarak ön plana çıkmaktadır. Sosyal medyanın insanoğlunun hayatına girmesinden bu yana çeşitli kuruluşlar veya araştırmacılar tarafından her yıl düzenli olarak yapılan çalışmalarda elde edilen istatistikler de bu durumu teşhis ve teyit eden bulguları gün yüzüne çıkarmaktadır. Bunun da ötesinde iletişim tarihi bağlamında âdeta sosyal medya çağı olarak nitelendirilebilecek bir döneme işaret eden bu iletişim ortamları, vazgeçilmezlik konumunu da aşarak her yaş grubundan birçok birey açısından patolojik anlamda bir bağımlılığın oluşmasına kolaylıkla zemin hazırlayabilmektedir. Bu bağlamda bu denli yaygın ve hassasiyet taşıyan bir konu olan sosyal medya bağımlılığıyla ilgili değişkenlerin araştırılması da akademik boyutunun ötesinde toplumsal bir katma değer üretme imkânı taşımaktadır. Bu temel motivasyondan hareketle bu çalışma kapsamında da Konya kent merkezi örneğinde 18-60 yaş arası yetişkinlerin özellikle sosyal medya bağımlılığı ve öz saygıları arasındaki ilişkiye odaklanılmıştır. Saha araştırması ile gerçekleştirilen çalışmada ilgili literatürdeki standart ölçeklerin de yer aldığı anket formu 400 kişiye yüz yüze uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öz saygı düzeyinin sosyal medya bağımlılık puanını negatif yönde anlamlı biçimde yordadığı bulgulanmıştır. Buna göre katılımcıların öz saygı düzeyi azaldıkça sosyal medya bağımlılıkları artış göstermektedir. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/592 Dijital İletişim ve Halkla İlişkiler Araştırmaları: Uluslararası Literatürde Güncel Yönelimler ve Tartışmalar 2019-06-26T10:53:03+03:00 melike aktaş aktasmlke@gmail.com <p>Halkla ilişkiler ile dijital iletişim arasında bağ kuran makalelerin yakın dönemli gelişim seyrinin inceleme konusu edildiği bu çalışmada, halkla ilişkiler uluslararası literatüründeki en etkili üç dergi olarak kabul gören <em>Public Relations Review, Journal of Public Relations ve Public Relations Inquiry </em>dergilerinde 2015 yılından günümüze kadar dijital iletişim ve ilişkili konularında yayınlanmış makaleler, alanın güncel araştırma yönelimlerini belirlemek amacıyla sistematik inceleme yöntemi ile analiz edilmiştir. Konuyla ilgili olarak belirtilen dergilerde 2015-2018 yılları arasında yayımlanmış 158 makale araştırma konusu, araştırma odağı, kuramsal perspektifi ve araştırma yönelimi açısından analiz edilmiş, çalışmanın bulguları benzer konuda yapılmış önceki dönemli çalışmaların bulgularıyla birlikte değerlendirilerek makalelerdeki güncel yönelimler tartışılmıştır. </p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/476 Akılcı Olmayan Evlilik Beklentilerinin Gelişiminde Televizyon Dizilerinin Etkisi 2019-06-26T10:53:03+03:00 ÖMER ERDOĞAN oerdogan1969@gmail.com <p>Bu çalışma televizyon izleme süresi, televizyonda izlenen dizilerin türleri ile akılcı olmayan evlilik beklentileri arasındaki ilişkiyi çözümlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 349 üniversite öğrencisiyle anket çalışması yapılmıştır. Çalışmada verileri toplamak amacı ile Sarı (2008) tarafından geliştirilen Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS (22) paket programı ile yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet, anne eğitim düzeyi, ilişkinin olma durumu, anne baba ilişkisinin örnek olma durumu, televizyon izleme süresi ve yeril ve yabancı dizi izleme değişkenleri anlamlı farklılık göstermiştir.</p><p> </p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/524 Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı Bağlamında İletişim Alanında Yapılan Lisansüstü Tezler Üzerine Bir İnceleme 2019-06-26T10:53:03+03:00 Nazan Kahraman nazkahraman@gmail.com <p>Bu araştırmada Türkiye’de iletişim alanında kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde yapılan lisansüstü tezler incelenmiştir. Araştırmanın amacı, iletişim alanında yapılan tezlerde kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının uygulanmasına ilişkin veriler elde etmektir. Araştırmada Yüksek Öğretim Kurumu’nun tez merkezinde erişime açık/izinli tezler kullanılmıştır. Bu araştırma için 10 yüksek lisans ve 6 doktora tezi olmak üzere toplam 16 tez taranmıştır. Araştırmada, çalışma materyali olan tezlerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile irdelenmiştir. Çalışma, günümüz dünyasında oldukça yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçları karşısında bireyin konumunu aktif olarak ele alan bu yaklaşımın yüksek lisans ve doktora tezlerinde ne derece yer bulduğunu irdelemesi bakımından önemlidir. Çünkü söz konusu yaklaşım, medya tarafından sunulan mesajın gücüne değil, bireyin bilinçli tercihine odaklanmaktadır.</p><p> </p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/617 Evrensel Bir Uzlaşmazlık Fenomeni Olarak Milletler ve Milliyetçilikler 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ahmet Kızılkaya ahmetkizilkaya111@gmail.com <p>Milliyetçilik olgusu, tek ve büyük bir kuramın içinde ya da altında açıklanamayacak denli zengin bir içeriğe ve çeşitliliğe sahiptir. Bu zenginlik, milliyetçilik olgusunun açıklanmasına dönük çok sayıda kuramın, tanımın ve kavramın sürece dâhil olmasına imkân sunmakta ve farklı milliyetçiliklerin ya da milliyetçilik türlerinin ortaya çıkmasına da olanak tanımaktadır. Milliyetçiliğin evrensel düzeyde geçerliliği olan kuşatıcı bir tanımının yapılmasına mâni olan bu durum, aynı zamanda her milliyetçiliğin, içinde neşet ettiği siyasal, ekonomik, toplumsal ve tarihsel bağlama göre bireyselleşen ve farklılaşan değişik tipolojiler üretmesine de zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmada, milliyetçilik olgusunun farklı tanımları, kuramları ve türleri ile bu farklılıkları oluşturan unsur ya da faktörlerin neler olduğu üzerinde durulmuş; milliyetçiliğin evrensel düzeyde kabul ve onay gören homojen bir tanımının yapılmasına engel olan hususların analizi yapılmıştır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/535 Pierre Bourdieu’nün ‘Dilsel Habitus’ Kuramı Çerçevesinde Asghar Farhadi’nin ‘Bir Ayrılık’ (A Saparation) Filminin İncelemesi 2019-06-26T10:53:03+03:00 Umur Bedir umurbedir@aydin.edu.tr <p><strong>Özet</strong></p>Çağdaş İran sinemasının en önemli Yönetmenlerinden biri olan Asghar Farhadi, filmlerinde modern İran’ın toplumsal yapısına gerçekçi bir üslupla ve farklı boyutlarıyla ışık tutar. Farhadi filmlerinde, günümüz İran’ında farklı toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri, mikro düzeyde yaşanan kültürel, sosyal ve kısmen de ekonomik çatışmaları ve bu tabakalar arasında kanıksanmış ve en ufak toplumsal pratiğe dahi nüfus etmiş bulunan hiyerarşileri ele alır. Yönetmenin 2011 yılında vizyona giren ve Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı ve Altın Ayı da dahil olmak üzere pek çok ödül kazanan ‘Bir Ayrılık’ (A Saparation) filmi ise, İranlı orta sınıf bir aile üzerinden söz konusu temayı en güçlü şekilde işler. Araştırmanın temel amacı; toplumsal hiyerarşilerin dilsel pratikler yoluyla nasıl kurulduğunu, meşrulaştırıldığını ve yeniden üretilebildiğini Bir Ayrılık filmi üzerinden ve Pierre Bourdieu’nün ‘Dilsel Habitus Kuramı’ çerçevesinde ele almaktır. Bourdieu, Dilsel Habitus kuramı bağlamında, meşru dilsel pratiklerin toplumdaki egemen sınıfların pratikleri temelinde şekillendiğini ve dilin farklı bireyler ve toplumsal sınıflar arasındaki simgesel güç ilişkilerinin bir aracı olduğunu savunur. Bir Ayrılık filminde tasvir edilen orta sınıftan ‘kültürlü’ aile ile alt sınıf geleneksel aile arasındaki çatışmaya dayalı dilsel alışveriş, Bourdieu’nün Dilsel Habitus kuramı bağlamında sunduğu çerçeveye karşılık gelmektedir. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/613 Selfie Aracılığıyla Yapıtın Yenidenüretimi ve Yeni Medyada Temsili 2019-06-27T10:22:09+03:00 Zaliha İnci Karabacak zincikarabacak@gmail.com <p>Özgül ve özgün bir yapı yaratmak adına değişik dönemlerde üretilmiş olan yapıtların verilerinin değişik işlevlerle yinelenmeleri sanat tarihine içkin bir özelliktir. Örneğin, popüler bir çekim tekniği olan selfie (özçekim) aracılığıyla fotoğrafta bir yapıtın yenidenüretimi yeni medyada sıkça yer bulan bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, fotoğraf ile yenidenüretilen yapıt arasındaki ilişki alımlama olduğu kadar göstergelerarasılık kavramları çerçevesinde ve selfie fotoğraflar özelinde ele alınmakta ve incelenen selfie fotoğraflar hem toplumbilimsel ve hem de teknik boyutuyla değerlendirilmektedir. Yeni medyada yer bulan selfie fotoğrafları paylaşan alıcı bireyin yaşamını biçimlendiren sembolik değerler, yapıtların bu değerlerle ilişkisi, bu süreci biçimlendiren göstergelerarası bağ yeni medyada yer bulan Olivia Muus’un “Museum of Selfies” projesi üzerinden göstergelerarası bir okuma yapılarak tartışılmaktadır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/591 İsveç Demokratları'nın Göçmen Söylemleri: "Snart Är Det Val" Youtube Propaganda Videosu Üzerine İnceleme 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ebru Gülbuğ Erol ebrugulbugerol@gmail.com <p>İsveç Demokratları (SD), son yıllarda oy oranında en fazla artış olan Avrupa'daki sağ partilerden biri haline gelmiştir. 9 Eylül 2018 tarihinde gerçekleştirilen İsveç Genel Seçimleri'nde 17.53% oy oranı ile SD, İsviçre'nin en büyük üçüncü partisi olmayı başarmıştır. Bu süreçte SD sosyal medya platformları üzerinden yoğun bir propaganda süreci yürütmüştür. Özellikle Youtube platformu üzerinden yayınlanan göçmen karşıtı "Snart är det val / Yakında Seçim" propaganda videosu yüz binlerce kişiye ulaşmıştır. İsviçre'deki kimi çevrelerce SD'nin propaganda videosunun seçim sonuçları üzerinde önemli bir etki oluşturduğu iddia edilmiştir. Bu çalışmada, SD'nin göçmen karşıtı aşırı sağ söylemlerinin "Yakında Seçim" adlı propaganda videosunda nasıl ve ne şekilde yansıtıldığı ele alınmıştır. Bu amaçla çalışmada propaganda videosu içerisinde yer alan yazılı ve görsel kodlar nitel araştırma yöntemleri içerisinde yer alan göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında propaganda videosu, Fransız dilbilimci Roland Barthes'ın göstergebilimsel analiz modeli ve Fransız antropolog Claude Lévi-Strauss'un ikili karşıtlıklar modeli üzerinden analiz edilmiştir.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/597 Belediye Fen İşleri Birimi Çalışanlarının Çoklu Zekâ Alanlarının İncelenmesi 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ayşegül Aslıhan Civek aakizilcik@kastamonu.edu.tr Sirel Gölönü sirel.golonu@hbv.edu.tr Gardner tarafından geliştirilen çoklu zekâ kuramında zekâ; sözel-dilsel, matematiksel-mantıksal, görsel-uzamsal, bedensel-devinimsel, müzik, içsel, sosyal ve doğa olmak üzere sekiz farklı alanda incelenmektedir. Bu çalışmada, Gardner’ın teorisindeki sekiz çeşit zekâ türüne uygun birimler barındıran belediye fen işleri birimi işçilerinin zekâ düzeyleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda fen işleri birimi için gerekli zekâ düzeyleri, uzmanlara sorularak belirlenmiş ve uzman-işçi zekâ durum ve beklentileri karşılaştırılmıştır. Ayrıca bazı demografik özelliklerin zekâ alanı ve düzeyiyle ilişkili olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplamada Çoklu Zekâ Envanteri kullanılmıştır. Toplanan veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmaya, Kastamonu Belediyesi, Fen İşleri Biriminden 57 işçi ve fen işleri birimi işleyişi hakkında uzman kabul edilen 3 katılımcı katkıda bulunmuştur. Araştırma sonucunda işçilerin zekâ alanları ile ilgili ortalama puanlarının, uzmanların beklentisi ile uyuşmadığı ortaya konmuştur. Ayrıca cinsiyet, yaş ve hizmet sürelerinin çoklu zekâ alanlarının gelişmişlik düzeyleri ile arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. İşçilerin doğa zekâlarının gelişmişliği ile eğitim seviyesi arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. İşlerine uygun meslekî eğitim alanların, fen işleri birimine kendilerini uygun bulmaları ile arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/621 Müzakerelerde Grup Dinamiği Olarak Güven Duygusu 2019-06-26T10:53:03+03:00 Birol Demircan birol.demircan@gmail.com <ol><li>Bu çalışmada, yüz yüze ve sosyal medya üzerinde yapılan politik müzakerelerde katılımcıların güven davranışı üzerinden farklılıklar ve benzerlikler karşılaştırılmıştır. Bu karşılaşma ile yapılmak istenen yüz yüze iletişim unsurlarının sanal gerçeklik denilen alanda tekrar edip etmediğini tespit etmektir. Değerlendirmeler için çalışmada, makro iktidar ve müzakerelerden ziyade mikro politik kamusal müzakerelere odaklanılmıştır. Böylelikle, müzakerelerde görülen baskılama ve dışlama unsurlarının tespit edilmiş, sosyal medyada yaşanan müzakerelerle karşılaştırması yapılmıştır. Katılımcılarla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşlerle, yüz yüze iletişim ve sosyal medya dolayımı ile gerçekleşen iletişim arasında ne gibi farkların olduğunu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların kendi gerçek kişiliklerini yine sosyal medyaya taşıdıkları, ancak kimi makro nedenlerle güven duygusunun sosyal medyada daha az olduğu görülmüştür. Katılımcıların kendileri hakkında bilgilerin sosyal medyada paylaşılmasının kendileri hakkında gözetim uygulandığını ve yasal yaptırımlara daha kolay uğrayacaklarını düşünmektedirler. Bu durum sosyal medya üzerinden yapılan müzakerelerde beklenen özgürlükçü potansiyelin artık yüz yüze iletişimin bile gerisine düştüğünün bir göstergesidir.</li></ol> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/604 Sosyal Ticarette Etkileşimi Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi: Trendyol Örneği 2019-06-26T10:53:03+03:00 Nefise ŞİRZAD nefise.sirzad@gmail.com <p>Günümüzde sosyal medya ve e-ticaret web siteleri hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sosyal medyanın e-ticaret sektöründe kullanımı sosyal ticaret olarak adlandırılan yeni bir olgunun oluşumuna neden olmuştur. Sosyal medya ve e-ticaret arasındaki ilişkiyi incelediğimizde sosyal ağlar gibi sosyal medya platformlarının çevrimiçi alışverişin gelişiminde etkin bir rol oynadığını görmekteyiz. Sosyal ağlar firmalara, potansiyel müşterilerini gerçek müşterilere dönüştürmek, satışlarını artırmak ve marka bilinirliğini yayma imkanı sunmaktadır. Bu platformlar, bir taraftan müşterileri yeni bir ürüne ya da hizmete yönlendirirken diğer taraftan bir topluluk duygusu yaratarak insanları satın almaya teşvik etmektedir. Instagram, Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlar, e-ticaret web siteleri için güçlü bir çevrimiçi varlık oluşturmanın, potansiyel ve mevcut kitleleri ile doğrudan etkileşimde bulunmanın uygun maliyetli bir yoludur. Doğru sosyal medya platformlarında kaliteli içerikler üretmek firma ile müşteri arasındaki etkileşimi şekillendirmektedir. Müşterilerin ilgisini en fazla çeken ve en çok etkileşim sağlayan içeriklerin tespiti e-ticaret firmaları dahil çevrim içi reklam ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunan tüm firmalar tarafından benimsenmektedir. Bu çalışmada, e-ticaret firmalarının sosyal medya platformlarında paylaştıkları içeriklerde etkileşim oranını etkileyen unsurlar tespit edilerek, sosyal ticaret trendini benimseyen firmaların müşterilerine bağlanmaları ve iki yönlü iletişim kurabilmeleri için işlevsel bir yol haritası çizmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de satış hacmi ve sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı yüksek olan e-ticaret web sitelerinden biri olan “www.trendyol.com” web sitesinin 2018 yılında 6 ay boyunca paylaştığı sosyal medya içeriklerinin etkileşim oranı hesaplanmıştır. Etkileşim oranı hesaplanan içeriklerin biçimi, kategorisi ve mesajı içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiş, en çok ve en az etkileşim oranı elde edilen içerikler tespit edilmiştir. Çalışmadaki incelemelerden yola çıkarak e-ticaret web sitelerinin sosyal medya platformlarında, özel günler ile ilgili paylaşımları, indirim ve promosyon mesajı içeren reklam paylaşımları ve eğitici konular barındıran içerikleri en fazla etkileşime ulaşmıştır. Öte yandan ürün reklamlarını içeren ve satışa yönelik olan içerikler en düşük etkileşim orana sahip olmuş ve takipçiler tarafından benimsenmemiştir.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/533 John Carpenter Filmlerinde Protagonist Karakter Sunumu Olarak Anti-kahraman 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ozan Özpay ozanozpay@cumhuriyet.edu.tr Hollywood sinema endüstrisi içinde yer almasına rağmen kendine özgü üslubu olan ve auteur kalabilmiş ender yönetmenlerden biridir John Carpenter. Filmografisini oluşturan yapımlar tür filmlerinden oluşmaktadır ve farklı türleri birleştirmekten çekinmeyen yetkin bir hikâye anlatıcısıdır. Bunula birlikte Carpenter sinemasını ayrıksı kılan en önemli özellik belki de filmlerinin birçoğunda protagonist karakter olarak anti-kahraman stereotipinin yer almasıdır. Ana akım sinemada risk faktörü olan bu seçim Carpenter sinemasının nüvesini oluşturur. Bu çalışma, John Carpenter filmlerinde yer alan protagonist anti-kahramanların temsiller bağlamında karakter analiziyle, yönetmenin sinema dilini oluşturmasındaki etkisini konu edinmiştir. Çalışma evreni olarak <em>13. Karakola Saldırı, Yabancı, New York’tan Kaçış </em>ve <em>Christine </em>filmleri incelenmiştir. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/529 PARASOSYAL İLİŞKİ: KAVRAMSAL BİR ÇERÇEVE 2019-06-26T10:53:03+03:00 Sibel Fügan Varol sfzvarol@hotmail.com Neşe Kars Tayanç nesekars@gmail.com İzleyicilerin medya karakterleriyle kurduğu tek taraflı ve hayali ilişki parasosyal ilişki olarak adlandırılmaktadır. Parasosyal ilişki, kitle iletişim aracının, programın, medya karakterinin ve izleyicinin özelliklerine bağlı olarak gelişmekte, farklı yaş, cinsiyet ve eğitim kategorilerinde farklı parasosyal ilişki kalıpları görülmektedir. Yalnızlık, reddedilme korkusu, bağlanma kaygısı, aidiyet ihtiyacı gibi psikolojik faktörlerin ve bilişsel empati kurabilme gibi bilişsel faktörlerin de parasosyal ilişkinin gelişimini etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmalar, parasosyal ilişkinin tek yanlı ve hayali bir ilişki olmanın yanı sıra, ünlü kişilerle kurulma ve gerçek hayattaki ilişkilere benzerlik özelliklerinin bulunduğunu ortaya koymuştur. Bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçler içinde gelişen parasosyal ilişkinin aşk, arkadaşlık, idolleştirme, aile odaklılık, duygudaşlık, sosyal deneyim yaşama gibi türleri bulunmaktadır. Çalışmanın vardığı sonuçlardan biri, parasosyal ilişkinin medya etkilerini kolaylaştırdığıdır. İzleyiciler yakın bağ kurduğu medya karakterleri üzerinden onların duygu, düşünce ve davranış kalıplarını ve yaşam tarzlarını daha kolay benimsemekte, kendine ve içinde bulunduğu dünyaya ilişkin algısı şekillenmektedir. Parasosyal ilişkinin medya mesajlarına ikna olmayı kolaylaştırma etkisinin bu ilişkinin kurulduğu medya karakteriyle birlikte önerilen politik aday, fikir veya ürünün beğenilirliğini de artırdığı belirlenmiştir. Seçmeli maruz kalma motivasyonu oluşturarak izleyicinin sonraki medya tercihlerini de etkileyen parasosyal ilişkinin olumlu bir etkisi ırk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, din gibi farklı gruplardan kişilerle kurulduğunda o gruplara ilişkin önyargıyı azaltmasıdır. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/582 “Dinleme” Becerisinin Geliştirilmesi Çerçevesinde Yeni Arayışlar ve Teknikler 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ertan Yılmaz vertanyilmaz@yahoo.com <p>Kişilerarası iletişim alanında dinleme son derece önemli bir iletişim becerisidir. Bireyler, doğuştan kazandıklarını düşündükleri dinleme becerisi üzerinde yeterince durmamaktadırlar. Bu nedenle, iletişim yeterliliği konusunda sıkıntı yaşayan birey, sorunu, dinlemenin dışındaki alanlarda aramaktadır. Bundan dolayı bireylerin hem özel hem profesyonel hayatlarında başarılı olabilmeleri için dinleme konusundaki becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Bu açıdan, özellikle medya, sağlık, güvenlik ve eğitim alanlarında çalışan profesyonellerin iletişim becerilerini geliştirmeleri son derece önemlidir. Bu makalede empati ve dinleme becerileri arasındaki ilişki ele alınacaktır. Öncelikli olarak bu kavramlar tanımlanacak, daha sonra dinleme türleri üzerinde durulacaktır. Daha sonra etkili ve etkisiz dinleme biçimleri değerlendirilecektir. Bütün bu değerlendirmeler ışığında dinleme becerisinin yetkin bir biçimde geliştirilmesinin, kişiler arası iletişim açısından taşıdığı hayati önem bütün boyutlarıyla tartışmaya açılacaktır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/616 Sinemada Varoluşçuluk ve Aronofsky 2019-06-26T10:53:03+03:00 Eda Çalgüner calgunere@gmail.com <p><strong> </strong>Çağımızın en önemli felsefelerinden biri olan Varoluşçuluk, geçmişten günümüze kadar dünyanın pek çok yerinde tartışılmış ve benimsenmiştir. Varoluşçuluk felsefesiyle ilgili birçok düşünür görüşlerini dile getirmiş olmakla birlikte, varoluşçu etiketini ilk kabullenen ve bu öğretiyi savunan kişi Jean Paul Sartre olmuştur. Sadece felsefe alanındaki çalışmalarıyla kalmayıp, düşüncelerini yazın alanında da ifade eden Sartre’ın çok yönlü bir filozof olması, yalnızca düşünce dünyasında değil sanat dünyasında da derin izler bırakmasını sağlamıştır. Edebiyat alanında olduğu gibi, Sartre’ın varoluş felsefesinin yansımaları, sinemada da belirli şekillerde kendine yer bulmuştur. Özellikle modern sinemada, Sartre’ın odaklandığı varlık, hiçlik, seçme, özgürlük, yabancılaşma, öteki ve bulantı gibi kavramların yoğun olarak kullanıldığı görülmektedir. Sartre varoluşçuluğunun bireyi merkeze alan, özgürlüğe odaklanan ve yaşamın anlamını sorgulayan doğası, sinema ile buluşmasında önemli bir etken olmuştur. Çalışmada, Sartre varoluşçuluğunun sanat ve özel olarak sinemadaki yansımaları ile Aronofsky sinemasındaki etkileri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, “psikolojik olarak rahatsız edici” sinema filmleriyle bilinen Aronofsky’nin filmlerinin yapısal dinamiklerinin varoluşçuluk temel alınarak nasıl tanımlanabileceği sorusuna yanıt aranmıştır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/618 Bir Dönem, Bir Şehir, Bir Gazete 2019-06-26T10:53:03+03:00 fatma gökçen atuk fgdemirel@gmail.com <p>Bu çalışmada, hem Osmanlı’nın son dönemi hem de Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından ayrıcalıklı bir yeri olan Selanik’te 1869-1872 yılları arasında, yerel yönetim tarafından yayımlanmış “Selanik” adlı gazete incelenmiştir. Osmanlı’nın modernleşme sürecinin oldukça yoğun bir şekilde yaşandığı bu dönem ve bu süreci, özellikle de coğrafi konumu nedeniyle Osmanlı coğrafyasındaki diğer bölgelere göre nisbeten erken karşılayan bu şehrin hikayesini, yine modern zamanların bir ürünü olan çok sayıda gazeteden okumak mümkündür. Şehirde birçok farklı dilde yayımlanan çok sayıda yazılı basın ürünlerinin incelenmesi, bu şehrin hikayesinin eksiksiz olarak yazılması bakımından anlamlıdır. Bu çalışma da, alana bu anlamda mütevazi bir katkı sağlayabilmek motivasyonu ile yapılmıştır. Çalışma için, Selanik adlı gazetenin bugün arşivlerde bulunan tüm sayıları incelenmiş ve bu gazetenin gözüyle şehrin sözü edilen dönemde bir resmi çizilmiştir.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/619 Geleneksel Medyadan Dijital Çağa UNESCO İletişim Politikaları 2019-07-08T16:07:52+03:00 Hülya Eraslan hulyaeraslan12@gmail.com UNESCO, II. Dünya Savaşı’ndan günümüze uluslararası iletişim politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynayan örgütlerden birisidir. Bu çalışmada UNESCO’nun tarihsel süreç içerisinde iletişim alanındaki politikaları “Herkes için İletişim Programı” öncesi ve sonrası ekseninde incelenecektir. Bu program öncesindeki geleneksel medyaya yönelik politikalarla bu program sonrasındaki yeni iletişim teknolojileri politikaları arasında karşılaştırma yapılacaktır. Böylelikle politikalar arasındaki devamlılıklar ve kopuşların ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. İletişim eşitsizliği açısından bu politikaların etkililiği tartışılacaktır. UNESCO’nun iletişim alanına ilişkin yayımladığı raporlar, bildirgeler, düzenlediği toplantı ve konferanslar, yürüttüğü projeler değerlendirilecek, çalışmada niteliksel ve betimleyici araştırma tasarımından faydalanılacaktır.<br /><br /> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/546 Sarmaşık Filmi ve Issız Ada 2019-06-26T10:53:03+03:00 Filiz Erdoğan Tuğran elven.lotr@gmail.com <p>Bu makalenin amacı, Türk Sinemasında fantastik türe farklı yaklaşımlar getirmektir. Bu doğrultuda, fantastiğin nasıl tanımladığını netleştirmek ve bu tanımlama iddiasını geliştirmek amacıyla iki terimden yararlanılmıştır. Bunlardan ilki Tzvetan Todorov’un <em>Fantastik </em>adlı kitabında öne sürülmüş olan “tereddüt ânı, ikincisi ise, Gilles Deleuze ve Felix Guattari’nin kavramsallaştırmaya ait olan “ıssız ada” kavramıdır. Makalede öncelikle Gilles Deleuze’ün sinema üzerine yazmış olduğu Hareket-İmge ve Zaman-İmge kavramları kısaca incelenecek ve fantastik anlatının, zaman imge sineması ile ilişkilendirilme ihtimali üzerine düşünülecektir. Daha sonra fantastik anlatının özelliklerine değinilerek ‘tereddüt anı’, ‘ıssız ada’, ‘kaçış çizgileri’ gibi kavramlar üzerinden Tolga Karaçelik’in 2015 yılında yönetmiş olduğu <em>Sarmaşık </em>filmi incelenmeye çalışılacaktır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/570 Baba 2.0: Dijital Dönüşüm ile Değişen Baba Rolü Üzerine Bir Araştırma 2019-06-26T10:53:03+03:00 Ebru Gökaliler ebru.gokaliler@yasar.edu.tr Asuman Özer asumann.ozerr@gmail.com <p class="GvdeA">Toplumsal hayattaki hızlı değişimin getirdiği kültürel farklılaşma, hayat tarzının değişimi, kadının çalışma hayatına girmesi gibi durumlar anne ve babanın aile içindeki üstlendiği rolleri değiştirmiştir. Günümüzde, değişen aile rolleri ile birlikte baba, çocuk bakımında anneye yardımcı olan hatta aile içinde çocuğun bakımını üstlenen kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknoloji ve toplumsal hayatta yaşanan hızlı değişim ile beraber sosyal medya kullanımını günlük hayatlarının rutini haline getiren ebeveynler, her anlarını sosyal medyada paylaştıkları gibi çocuklarının her anlarını da paylaşmaya başlamışlardır. Aile içinde baba rolünde yaşanan değişimler sonucunda Dad2.0/Baba 2.0 olarak ifade edilen dijital babalık kavramı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda çalışmanın amacı toplumsal yaşamdaki değişimle farklılaşan baba rolünün yeni medya perspektifinde nasıl değiştiğinin ve sosyal medyada yeni baba rolünü temsil eden bireylerin sosyal medyada ne şekilde yer aldıklarını irdelemektir. Bu amaçla araştırma kapsamında Instagram’da aktif olarak paylaşım yapan ve belirli bir takipçi kitlesine sahip olan 5 fenomen babanın hesapları içerik analizi yöntemi ile Instagram sayfalarının açıldığı tarihten itibaren 15 Ağustos 2018 tarihine kadar olan dönem içinde incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre; Instagram hesapları incelenen babaların, içerik üretirken mizahi, bilgilendirci ve samimi bir dil kullandıkları saptanmıştır. İçeriklerin genellikle çocuk bakımı gibi konularında olduğu ve baba çocuk ilişkisinde çocukla ilgilenmenin babalığın doğal bir parçası olduğunun vurgulandığı belirlenmiştir.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/605 Eleştirel Ekonomi Politik Bakış Açısından Medyada Tekelleşme Sorunu 2019-06-26T10:53:03+03:00 Levent Yaylagül alaylagul@hotmail.com Bu makalede eleştirel ekonomi politik bir bakış açısıyla medya alanındaki tekelleşme sorunu, tarihsel ve nitel bir yaklaşımla incelenmiştir. Buna göre, 1980’li yıllarda neo-liberal politikalar çerçevesinde medya alanı piyasa ilişkileri çerçevesinde düzenlenerek özelleştirilmiştir ve kuralsızlaştırılmıştır. Teoride kuralsızlaştırma ve özelleştirme, medya içeriklerinin üretim ve dağıtımında çeşitliliği artıracağı ve böylece topluma daha çeşitli içerik ve bilgi sunacağı varsayılmıştır. Ancak özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları sonucunda, içeriklerin üretim ve dağıtımında çeşitlilik ortaya çıkmamıştır. Özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikalarına dayanan neo-liberalizm, ticarî ve kurumsal ihtiyaçları her türlü toplumsal ihtiyacın üzerine koyan ve pazar mekanizmasının giderek egemen ahlâk ve toplumun örgütlenme biçimi haline geldiği ortamlarda, az sayıdaki çokuluslu tekelci medya holdinginin egemen olduğu medya yapısı üretilen, içerikleri sınırlama ihtimali vardır. Medya alanını, içeriğini ve dağıtımını ne kadar az şirket kontrol ederse o kadar az çeşitlilik ve bilgi üzerinde sınırlama olur. Ticarî ve siyasi iktidarın tekelleşmesi demokrasi için potansiyel tehlikedir. Politik nüfuzun ve ekonomik çıkarların, medya alanındaki farklılık ve çeşitliliği yok ettiği görülmektedir. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/545 Televizyon Dizilerinin Üretiminde Emek Süreci 2019-06-26T10:53:03+03:00 Duygu Çeliker Saraç duygusarac@sdu.edu.tr <p><span>Bu çalışmada Marksist emek süreci teorisinin temel öncüllerinden hareketle Türkiye’de televizyon dizilerinin üretiminde emek süreci analiz edilmiştir. Set işçilerinin vasıflarını şekillendiren süreçler ile dizi üretim sürecinde denetim, sömürü ve mücadele biçimlerini ortaya koyabilmek amacıyla hem set işçileri hem de emek ve sermaye örgütlenmeleriyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, dizi üretim sürecinde sermayenin denetim gücünü kullanarak işi vasıfsızlaştırmasına, yoğun iş yükü, uzun çalışma saatleri ve ücret politikalarıyla gelen sömürüye işaret etmiştir. Sinema-TV alanında kurulmuş emek örgütlenmeleri ise Türkiye’nin tarihsel koşulları içinde geriletilmiş ve güç kaybına uğratılmıştır. Çalışma koşullarının ve taleplerin ortaklığına rağmen emek örgütlenmelerinde bölünme söz konusudur. Setlerdeki çalışma koşullarına yönelik olarak emek örgütlenmelerinin mücadelesine karşılık yapım şirketleri işçilerle arasında işveren-işçi ilişkisi olduğunu kabul etmemekte, setlerde kendi yasalarını uygulamaktadır. </span></p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/525 Semih Kaplanoğlu'nun Yumurta, Süt ve Bal Üçlemesinde Minimalizm 2019-06-26T10:53:03+03:00 Abdurrahim Yalçın abdurrahimyalcin@gmail.com <p><strong>Öz</strong></p><p>Bu çalışmada, son dönem Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Semih Kaplanoğlu’nun, <em>Yumurta </em>(2007), <em>Süt </em>(2008) ve <em>Bal </em>(2010) üçlemesi, içerik ve biçim yönünden, minimalizm kavramı ışığında analiz edilmektedir. Çalışmada Minimalist sanat anlayışı özellikle sinema açısından kavramsal olarak ele alınmaktadır. Kaplanoğlu sinemasının incelendiği çalışmada, evrenimizi oluşturan ve <em>Yusuf Üçlemesi</em> olarak da bilinen <em>Yumurta</em>, <em>Süt</em> ve <em>Bal</em> isimli filmlerinin neden minimalist sinema örneği oldukları varsayımı içerik analizi yöntemi ile incelenmektedir.</p><p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Minimalizm,<strong> </strong>Sinema, Sanat sineması, Türk sineması, Semih Kaplanoğlu.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/586 Halkla İlişkiler Kampanyalarında Ödüller: IPRA Altın Küre Ödülleri Üzerine Bir Analiz 2019-06-26T10:53:03+03:00 Özgür Kılınç ozgur.kilinc@inonu.edu.tr <p>İlgili paydaşlarla ilişki inşasında halkla ilişkiler kampanyalarının rolü bulunmaktadır. Çeşitli ödüllerin konusu da olan kampanyalar halkla ilişkiler alanının uygulama boyutunu incelemeyi mümkün kılan iletişimsel pratiklerdir. Çalışmanın amacı Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği tarafından 2018 yılında Altın Küre Ödülü verilen halkla ilişkiler kampanyalarını değerlendirmektir. Bu kapsamda ödül alan 81 halkla ilişkiler kampanyası “amaç”, “kampanya teması”, “kategori”, “ülke” ve “kampanyayı tasarlayan” kategorileri açısından incelenmiştir. En fazla sayıda ödül alan ülkelerin Japonya ve Rusya ile Türkiye olduğu ve kampanyalarda daha çok tutuma yönelik bir amacın öne çıktığı görülmüştür. En fazla değinilen kampanya temalarının “sosyal sorumluluk” ve “pazarlama amaçlı halkla ilişkiler” temaları olduğu belirlenmiştir. Kampanyaların kurum içi ilgili birimlere kıyasla daha çok ajanslar tarafından tasarlandığı sonucuna ulaşılmıştır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/575 Sponsorlu İçerik Marka İmajını Kurtarabilir mi: Türkiye’deki Teknoloji ve Telekomünikasyon Endüstrisinden Bir Vaka 2019-06-26T10:53:03+03:00 İpek Altun ipekaun@gmail.com Emel Özdora Akşak emel.ozdora@bilkent.edu.tr <p align="left"><span lang="EN-US"><span style="font-family: Times New Roman Bold; font-size: medium;">Sponsorlu içerik veya doğal reklam, internet reklamcılığında son zamanlarda ilgi çeken reklam türlerindendir. Araştırmalar sponsorlu içeriğin eğlendirici, bilgilendirici ve aldatıcı gibi çeşitli şekillerde algılandığını ortaya koymuştur. IAB Türkiye’nin alt tür olarak dilimize kazandırdığı yayın-içi birimlerin editoryal içerikle gösterdiği benzerlik, türün itibar yönetimi çerçevesinde bir araç olarak kullanılma potansiyelini tartışmaya açabilmektedir. Sponsorlu içeriğin kredibilitesi ile destekçi markanın imaj değerlendirmeleri arasındaki ilişkiselliği incelemek ise tartışmaya zemin açmak adına makul bir girişim sayılabilir. Bu çalışma, ilgili incelemeyi belirgin bir itibar krizi deneyimlemiş, ülkemizin değerli telekomünikasyon markalarından birini destekçi olarak konumlandırarak gerçekleştirmiştir. Bir öğrenci örneklemine (S=146) uygulanan anket çalışmasında, katılımcılardan okuduğu içeriğin kredibilitesi ile destekçi markanın imajı hakkında değerlendirme yapmaları istenmiştir. Sonuçlar iki değişken arasında zayıf ölçüde olumlu bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Sponsorlu içerik algısı ile kredibilitesine dair Türkiye’de yapılan ilk araştırma olduğu tahmin edilen çalışmanın tüm bulguları, dijital ortamda reklam ve halka ilişkiler pratikleri arasındaki çizginin bulanıklaşması ve okur ekseninde değerlendirilecektir.</span></span></p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/485 Duyguların İfade Aracı Olarak WhatsApp İletişiminde Emoji Kullanımı: Türk Üniversite Öğrencileri ile Yarı Deneysel Bir Çalışma 2019-06-26T10:53:03+03:00 Yunus Pinar yunus_pinar@hotmail.com Nihal Kubilay Pınar nkpinar@hotmail.com Bu araştırmada amaç, üniversite öğrencilerinin WhatsApp yazışmalarında birbirinden farklı durumsal bağlamlarda ve duygulanım durumlarında ne türden tepkiler verip, hangi emojilere başvurduklarını, emoji tercihlerindeki örtüşme derecesini ve emoji kullanımında cinsiyet değişkeninin rolünü deneysel olarak incelemektir. Araştırma grubunu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi ile belirlenen Akdeniz Üniversitesi'nde öğrenim gören 87 üniversite öğrencisi (<em>N</em>= 87, 35 erkek ve 52 kız) oluşturmaktadır. Katılımcıların tepkisel davranışlarını ve kendilerine sunulan uyaranlar karşısında nasıl ve ne türden tepkiler verdiklerini inceleyebilmek için Anlık Mesaj Faaliyetlerinin İncelenmesi (AMFİ) adlı ampirik bir araştırma aracı geliştirilip, uygulanmıştır. AMFİ'den elde edilen bulgular, cinsiyet değişkeninin emoji kullanımında anlamlı bir rol oynadığına işaret etmiştir. Çalışmada, aynı uyaranlar karşısında kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla daha çok emoji kullandıkları izlenmiştir. Birbirinden farklı; pozitif, negatif ya da ambivalans durumsal bağlamlarda kız öğrencilerden oluşan örneklem grubunda %51 ile %84,6 aralığında seyreden emoji kullanımı olduğu, erkek öğrencilerde ise<em> </em>kullanım oranının yine çeşitli kategorilerde %14,3 ile %45,7 aralığında seyrettiği görülmüştür. Yapılan araştırmada, stres içeren ve çeşitli olumsuz duygusal çağrışımları tetikleyebilecek uyaranlar karşısında emoji kullanımının düştüğü bu gibi durumlarda tabu kelime (sövgü, argo vb.) kullanımında artış olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. AMFİ'den elde edilen sonuçlar, katılımcıların pozitif duyguların açığa çıktığı sosyal etkileşim durumlarında daha çok pozitif emojilere, negatif sosyal etkileşim durumlarında da negatif emojilere yöneldiklerine işaret etmektedir. 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/543 DİJİTAL KÜLTÜR ORTAMINDA BELLEĞİN DURUMU 2019-06-26T10:53:03+03:00 Persude Erdem persuerdem@mynet.com <p>Toplumların içinde bulundukları aşamaya uygun olarak yaşamlarını biçimlendiren belli bir kültürel dizgeye sahip oldukları görülmektedir. Her kültürel dizgenin çerçevelediği ilişkilerin, davranış kalıplarının, alışkanlıkların yapısı ve koşullarında orada geçerli iletişim biçimleri, araçları ve ortamlarının da etkin olduğu anlaşılmaktadır. Toplumların şimdiye dek geçtikleri kültürel aşamalara bakılacak olunduğunda, yaşananları paylaşmakta ve geleceğe aktarmakta o kültürel yapıya uyumlu bir iletişim biçiminin kullanılmakta olduğu göze çarpmaktadır. Buna bağlı olarak da toplumların bireylerinin, o iletişim biçiminin yönlendirdiği bir bellek işleyişine sahip hale geldikleri açığa çıkmaktadır. Birbirinden beslendikleri şeklinde değerlendirilip ele alınmaya müsait üç farklı kültürel dinamik olan sözel, yazılı ve dijital kültürler de, geçerli iletişim şekli ile dolayımlanan üç farklı bireysel bellek durumunu sunmaktadır. Bu çalışmada da, bu üç kültürel düzlemde bu belleğin gösterdiği işleyiş tarzları görülmeye çabalanmaktadır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/625 The Communications Crisis of the Turkish Society: From Synthesis to Homogeneity 2019-07-03T11:07:44+03:00 Mücahit Küçükyılmaz dd@dd.com . 2019-06-24T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) http://iletisimdergisi.hacibayram.edu.tr/index.php/IKAD/article/view/600 Mısır’daki İngiliz Osmanlı Esir Kampından Maziye, Bugüne, Yarına IŞIK 2019-06-26T10:53:03+03:00 Muzaffer - Şahin musahin@gazi.edu.tr <p><strong>Kitap Tanıtımı</strong></p><p>TETİK, Ahmet &amp; IŞIK, Gülcan (2018). Mısır’daki İngiliz Osmanlı Esir Kampından Maziye, Bugüne, Yarına IŞIK. Ankara, Nobel Akademik Basım Yayın.</p><p><strong>Kitap Hakkında:</strong></p><p>“Sunuş”, “Işık; Maziye, Bugüne, Yarına”, “Işık; Bir Eserin Hür Portresi”, “Genel İçerik Analizleri”, “Esir Kampları” bölümleri ve el yazması gazetenin “1-104/9” sayılarının tek tek incelenmesinden oluşan eser, 696 sayfadır.</p> 2019-06-26T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c)