Globalleşme ve Ulus Devlet

  • Tuncay Önder Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Özet

Bu makale, globalleşme ve ulus-devlet arasındaki karşılıklı etkileşime odaklanmaktadır. Globalleşme temelli ‘evrensellik’ iddiaları, 1990’ların başında sosyal bilimlerde güçlü bir karşılık bulmuştu. Siyasal sınırların anlamsızlaştığı bir dünyaya doğru ilerlendiğine, ulus-devleti aşındıran dinamiklerin dolaşımda olduğuna dair kuvvetli bir inanç mevcuttu. Global değişim dinamiklerinin sınır tanımaksızın bütün ülkeleri etkisi altına aldığı konusunda geniş bir mutabakat oluşmuştu. ‘Dünya toplumu’, ‘global toplum’ kavramları gittikçe genişleyen bir kullanım alanı buldu. Bugün, globalleşmeye dair iyimserliğin zayıfladığı ve ulus-devletlerin göreli olarak yeniden güç kazanmaya başladığı bir konjonktürden geçiyoruz. Hâlihazırda, globalleşme tartışmaları, çoğunlukla, eşitsizlikler ve çatışmalar üzerinden yürüyor. Bu çalışmada globalleşme, toplumları ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan bütünleştiren, farklılıkları ve çatışmaları ortadan kaldıran bir süreç olarak ele alınmamaktadır. Globalleşme, bütünleşmeyi ve farklılaşmayı bir arada içeren çok yönlü ve diyalektik bir süreci ifade etmektedir. Makalenin ana gövdesini, sosyal teorideki globalleşme tartışmaları oluşturmaktadır. Bu çerçevede, Giddens, Robertson, Beck ve Bauman’ın globalleşme analizleri üzerinde mümkün olduğunca kapsayıcı biçimde durulmaktadır. Sonuçta, globalleşmenin gerçeklik boyutuyla ‘retorik’ boyutunun ayrıştırılması gereğine işaret edilmekte, ulus adına konuşabilecek ulus-devletten daha meşru bir aktörün henüz ortada olmadığı gerçeğinin altı çizilmektedir.
Yayınlanmış
2019-12-20